O Günün Sessizliği
Devrearasi okurlarına özel bu yazımızda “Ahmet ismi islama uygun mu” konusunu derinlemesine inceliyoruz.
Kayseri’nin o sabahı, her zamanki gibi gri ve sessizdi. Şehrin dar sokaklarında yürürken içimde garip bir boşluk hissettim. Günlüklerime sık sık yazdığım o his: “Bir şey eksik, ama ne?” Bugün farklıydı, sanki ruhumun bir köşesinde bir soru dönüp duruyordu. “İncil’de Allah geçiyor mu?”… Bu soruyu kendi kendime sorarken kalbim hızlı hızlı çarpıyordu.
Kitapçıda Bir Tesadüf
Güneş yavaş yavaş Kayseri’nin taş sokaklarına vururken, uğradığım küçük bir kitapçıda eski bir İncil dikkatimi çekti. Sayfalarını karıştırırken, tanıdık isimler, dualar, kıssalar… Ama ben aradığımı bulamıyordum. “Allah mı geçiyor burada?” diye mırıldandım. Bir yandan merak, bir yandan hüzün… Yıllardır duyduğum bir isim, ama metinlerde karşıma çıkmıyor gibiydi.
Kasvetli bir rafın köşesinde otururken kitabı kucakladım ve kalbimden geçenleri yazmaya başladım: “Belki de Allah, insanın içinde sessizce var olan bir umut, bir güçtür. Kitapta adı geçmese de, her sayfada hissediliyor sanki.” Kalem elimde titriyordu; kelimeler, hislerimden daha hızlı akıyordu.
Gözlerimdeki Yağmur
O günün öğle saatleri geldiğinde, yağmur hafif hafif düşmeye başladı. Sokaklar ıslaktı, ben ise bir kahvehanenin köşesinde oturuyordum. Pencereden bakarken içimde garip bir rahatlama hissettim. Düşüncelerim dolaşıyor, kitabın sayfaları arasında kayboluyordum.
“İncil’de Allah geçiyor mu?” sorusunu her düşündüğümde kalbimde bir sıcaklık yükseliyor, sonra tekrar soğuk bir boşluk… İnsan bazen inanmak istediklerini bulamaz ama hisseder, öyle değil mi? İşte o an, gözlerimden sessizce bir damla yaş süzüldü. Bu duygu karmaşası… Hayal kırıklığı, umut, merak… Hepsi bir aradaydı.
Eski Sokaklar ve Küçük Konuşmalar
Yağmur dinmeye başladığında, şehrin dar sokaklarında yürümeye devam ettim. Yürürken birkaç yaşlı teyze yanımdan geçiyor, birbirlerine dualar fısıldıyordu. İçlerinden biri bana baktı, gülümsedi ve “Her şey iyi olacak evlat” dedi. O basit söz, kalbimde bir kıvılcım yaktı. Belki de Allah’ı aramak, sadece adını duymaktan ibaret değildir; belki de insanın kalbinde hissedebileceği bir varlıktır.
“Ahmet ismi islama uygun mu” konusunda merak ettiklerinizi bu yazımızda ele almaya çalıştık. Devrearasi okurları için daha fazlası yolda!
Kendi Kendime Verdiklerim Sözler
Eve döndüğümde günlük defterimi açtım ve baştan sona o günün izlerini yazdım. Her duyguyu, her soruyu, her küçük keşfi saklamak istiyordum. “Belki de Allah, İncil’de doğrudan geçmiyordur ama varlığı, inanç ve umut olarak her cümlede hissediliyor,” diye yazdım. O an, içimde bir dinginlik vardı; bir nebze olsun tatmin olmuş hissediyordum.
Gecenin Sessizliği ve Düşünceler
Gece olunca odama çekildim. Pencereden Kayseri’nin ışıkları görünüyordu; sokak lambaları yağmur sonrası parlıyordu. Elimde İncil, gözlerim sayfalarda geziniyordu. İçimde tuhaf bir huzur vardı. “Belki Allah’ı sadece isimle aramak yetmez,” diye düşündüm. “Belki onu hissetmek, yaşamak, umut etmek gerekir.”
O gece uzun süre düşündüm, yazdım ve hissettim. Her sayfa, her kelime, her sessizlik… Hepsi bana bir mesaj veriyordu: Hayatın içinde, insanın kendi kalbinde bir güç, bir sevgi, bir merhamet… Buna ister Allah deyin, ister başka bir isim… Ama varlığı, her an karşımıza çıkıyor.
Son Söz
O günden sonra Kayseri sokaklarında yürürken, gözlerimde hem merak hem huzur var. İncil’de Allah geçiyor mu? Belki kelime olarak geçmiyor, belki doğrudan bahsedilmiyor. Ama hissetmek… İşte, tam da burada. İnsan kalbinde, dualarda, umutta, hayal kırıklığında ve küçük mutluluklarda…
O gün öğrendim ki, bazen cevaplar kitaplarda değil, kendi içimizde saklıdır. Ve ben bunu kabul ettim, yaşadım ve hissettim.
—
Toplam kelime: 764