İnsan Hakları Aktivisti Ne Demek?
Bir İzmirli’nin Gözüyle
Yani, insan hakları aktivisti ne demek? İzmir’de yaşayan, 25 yaşında, arkadaş ortamında sürekli espri yapan ama her şey hakkında kafa yoran birinin gözünden bakınca, bu soru biraz daha karmaşıklaşıyor gibi. Bir tarafta “yolda yürürken köpeği azarlayan amca” var, diğer tarafta ise “hak ve özgürlükler için eylem yapan grup”… Ama işin komik tarafı, her ikisinin de bazen “aktivist” diye tabir edilen insanlarla benzer şekilde hareket etmesi.
İnsan Hakları Aktivisti Kimdir?
İnsan hakları aktivisti, toplumdaki adaletsizliklere, eşitsizliklere ve ayrımcılığa karşı savaşan, hak ihlallerine karşı durmaya çalışan bir kişi olarak tanımlanabilir. Bu, bazen sokakta pankart açmakla, bazen de sosyal medyada insanları bilinçlendirmekle olur. Aktivist, eylem yapmayı seven bir ruh, hak arama peşinde koşan bir karakterdir. Ama durun bir dakika! Bu kadar ciddi, ağır bir konu, değil mi? Gündelik hayatımızda hemen hemen hepimiz, insan hakları aktivistiyle tanışmış ya da duymuşuzdur.
Peki, gerçekten de insan hakları aktivisti olmak demek, sürekli elinizde pankartla sokağa çıkmak, kahveye giderken “Bu dünyanın düzeneği yanlış” demek mi? Tabii ki hayır! Bazen insan hakları aktivisti olmak, en basit şekilde adil olmak ve başkalarının haklarını korumaya çalışmakla başlar. “Ya, İsmail, yeni gelen pizza ne kadar pahalı?” diyerek bile aslında hak arayabilirsiniz. Pizzanın fiyatını normal kabul etmeyen bir insan, belki de farkında olmadan bir aktivisttir. Bu da olabilir.
Bir Aktivistin Günlük Hayatında Neler Olur?
Bir Aktivistin İzmir Günlüğü
Tabii, “aktivist” deyince insanın aklına sadece ciddi ve derin meseleler gelmesin. Söz konusu insan hakları olunca, biraz eğlenceli bir bakış açısına ihtiyacımız var, değil mi? Hadi gelin, şimdi bir İzmirli aktivistin başına gelebilecekleri mizahi bir şekilde inceleyelim.
Sabah Kahvaltısı: Aktivist mi, Yoksa Sabahcı mı?
Sabah 9:00. Uyanırım. Bu saatte insanlar genellikle uykularını alır, kahvaltı eder, belki gazete okurlar. Ama ben? Ben kalkarım, bir yudum su alırım ve telefonuma bakarım. İlk işim sosyal medyada insan hakları ile ilgili bir şeyler okumak değil, kahvaltıdan önce insanlık adına bir “Yerli Taze Kek” videosu izlemek olur. İzmir’de yaşamanın güzelliklerinden biri de, her anı dolu dolu yaşayabilmek. Kahvaltı masasında, “Ya şu fırın ekmeğin fiyatı neden bu kadar pahalı? Bir ekmekten daha çok insan hakları kazanılabilir” şeklinde bir iç konuşma yaparak güne başlarım.
Dükkanın Önünde İnsan Hakları Aktivisti mi?
Bir kafede oturuyorum. “Burası çok pahalı, ama hemen her yerde aynı fiyatlar var,” diyorum. Hani, internette gezinirken ‘doğa’ için bağış yapıp, ardından “Bu kadar parayı içkiye nasıl verirsiniz?” diyen insanlarla tanışırım ya… Ben de aynı şekilde hemen iş yerinin kahve fiyatlarından dem vururum. “İçtiğim kahveyle neredeyse bir insanın yaşam hakları ihlali yapılacak!” şeklinde aforizmalar üretirim. Arkadaşlarım gülerek “Yine mi insan hakları!” derler. Yani, aktivist olmak bazen kahve fiyatlarını sorgulamaktan başlar.
Bir Aktivistin Günlük Rutini: Eylemler, Diyaloglar ve Çözüm Arayışları
Yolda yürürken, karşıma gelen her amca ve teyze ile de bir nevi aktivist kesilirim. Mesela, “Neden hep aynı tip esnaf dükkanları var, burada da eşit haklar olmuyor mu?” diye düşündüğümde, bu beni bir adım daha aktivist yapar. Çalıştığım ofiste bile, “Buradaki masa düzeni bile haksızlık barındırıyor, niye herkesin sırası aynı?” diyerek bir çözüm önerisi getirme hakkım vardır.
Arkadaşım Hasan’ın telefonunu incelediğimde, gördüğüm “insan hakları” ile ilgili paylaşımlar bana ilham verir. Bir gün aniden Hasan’a şu soruyu sorarım: “Sen hiç, sosyal medyada insan hakları paylaşımları yapan ama kafasında sürekli ‘Dondurmalı kazak nerede, yaz geldi mi?’ diye düşünen bir aktivist gördün mü?”
Eyleme Geçiş: Olaylar Çok Ciddiye Biner
Gün sonunda, gündüz boyunca hiç kimseye belli etmeden “aktivist” ruhum canlanmış olsa da, arkadaş grubumla buluştuğumda bir anda ciddiyetimi kaybederim. İşte o an içimden bir ses “Hayır, bu eylemi yapamayız. Kafede hak ve özgürlükler savaşı vermek varken, eve gidip dinlenmeli” der.
Ve böylece, İzmir’de bir aktivistin günü biter. Gerçekten de insan hakları aktivisti olmak, her an her yerde, her durumda başkalarının haklarını savunmakla başlar. Ama tabii, bazen de çok kafa karıştırıcı olabilir.
Aktivist Olmak Kolay mı?
Aktivist olmak, bazen “Hayatımda bir şey değişiyor mu, ben ne yapıyorum ki?” diye sorgulamaya da itebilir. Gündelik hayatımızda hak ihlali konusunda pek fazla büyük şeyle karşılaşmasak da, aslında küçük şeylerde de fark yaratabiliriz. Bir kahveye karşı durmak, iş yerinde eşitlik sağlamak, ya da yolda yürürken zor durumda olan birine yardım etmek de “aktivistlik” sayılabilir. Tabii, bu işin komik kısmı, gerçekten her an küçük bir aktivist olabiliriz. Farkında olmadan…
Sonuç olarak, aktivist olmak demek, büyük eylemler yapmakla sınırlı değil. Gündelik hayatta da başkalarının haklarını savunmak, küçük adımlarla başlamaktır. Belki de gerçek aktivistlik, bir bakıma “hayatı, insanların haklarını önemseyerek” yaşamakta gizlidir.
Bir Sonraki Aktivistlik Görevi: Yolda Yürürken Ekmek Almak ve Fiyatı Sorgulamak
İzmir’de yürüyüp, akşam çayı içmeye giderken “Yavaş yavaş dünya değişiyor!” diye düşündüğüm an, bir aktivistin bambaşka bir görev alanına geçiş yapabileceği an olabilir. Bu yazı, sadece bir başlangıçtır. Şu anda elinizde tuttuğunuz metin, bir insan hakları aktivisti olmanın ilk adımı olabilir. Belki de bir sonraki sefere ben de bir dükkânda, hakları savunarak “Ekmek 2.5 TL olmuş, bu haksızlık” diyebilirim. Bu yazı da tam o anda başlar.
O yüzden unutmayın, aktivistlik, yaşamın her alanında var olan bir şeydir. Hem sokakta, hem kafede, hem de kendi iç sesinizde. Gerçek aktivistlerin çoğu zaten çayı içmekten, eylem yapmaktan daha fazla keyif alır. Yine de bir şekilde hakları savunmaya devam ederler!